16 Aralık 2010 Perşembe

UZUN BİR BOŞLUK

Evet efendim.
      Uzun zamandır  malesef  paylaşım yapamadım. Kısaca bir özetleyeyim sezonun nasıl geçtiğini.
       Bu sene arılarım kuvvetli sayılır bir nüfusla kıştan çıktı, fakat ilerleyen zamanlarda  tüm yakın çevremde olduğu gibi gelişim çok yavaş oldu.  
      köyde temmuza kadar  oğol görmedim.Yaylada yanlarında olamadığımdan kesin bişey söyleyemem ama bikaçında oğul veya ana değişimi olmuş. Onu da boyadığım anaların yerinde tertemiz boyasız anaları gördüğümde anladım. gelelim hasata gelişimin  geç oluşu verimi çok etkiledi bu sene sezonun iyi geçmesine rağmen verim düşük oldu...

        
Biçok kişi gibi bende kendi anlarımı üretebilecekmiyim sorusuna cevap aramak üzere bir tane strafor ana çiftlaştirme kutularından aldım, başarılı bir şekilde arılandırdım. Bikaç zayiat verdim ama çok şükür yetiştirdikleimden bikaçı  hala yaşıyor, bu demek oluyorki  devam edebilirim kendi analarımı üretebilirim....

        Yenilikler arasında altı açık kovanlarda  var onuda denedim yeni yaptırdığım 4 kovanın altında sinektelli havalandırma penceresi var, onlarda hala açık şimdilik bir problem yok devam ediyor...

         Karniyol anam olsun dedim. sürekli takip ettiğim arı bakanı Ali Türk'e ulaşıp rica ettim sağolsun sıkışık bir zamanda hayır demeyip üç tane ana yolladı bana, malesefki analrın ikisi kesildi. diğerinden melezler aldım. ve yaylaya yolladım f1'i. Ama nolduysa geri gelmedi  kovanda yeni bir ana vardı. O aksaklıktan olacak karniyolun olduğu  koloniden bal alamadım. Neyse dedik, nasılsa f2' si yaşıyor kovanda. f3-f4 e kadar devam etti karniyolun soyu. Netice itibarıyla busen deneyememiş olduk karniyol anasını bal mevsiminde  umudumuz seneye kaldı artık...
        Besleme konusunu erkenden şerbetle  tamamladım. yaklaşık 3 ay oldu ama stokları yerinde, sadece açık olan havalar nüfusun azalmasına sebep olmuş gibi. iki tane ana kaybım oldu kış başında  birisi daha erkendi ona dışardan bir ana alıp yerleştirdim,  diğeri daha yeni oldu  iki zayıfı birleştirip birinin anasınıda ona verdim. allah başka sıkıntı vermesin diyerek kapattık kapıları. kışı bekliyoruz çünkü henüz kar yağmış değil hala havalar ılık seyrediyor.
   Şimdi yazdıklarıma bakıyorum;  bu sene hiç bişey yapmamışım diyordum yazmaya başlamadan önce kendime haksızlık ediyormuşum, biçok şeyi ilk kez yaptım daha ne olsun.
        
Şimdi herkese sonsuz bir huzur diliyorum fotoğraftaki gibi: allah'a sımarladık.


 

21 Şubat 2010 Pazar

İLK CEMRE !!!! + HAYAT ÖPÜCÜĞÜ


Cumartesi günü ilk cemre düştü. ya aslında hep merak uyandırmıştır bende cemre kavramı. sanki o günden sonrası dün gibi olmayacak havalar birden yaz geliverecek, toprak doğa coşacak başkabir sabah olacak nebilim işte folklorik bir inanışmı dersiniz artık bilemiyorum adını koyamadım.
         Gökten cemre düşer ama bize  boşdurmak düşmez. açtım kovanlarımı tabi  bu sene  boyasız ana kalmasın dedim, aksilik oya yeşil oje bulamadım bende sarı boya süreyim dedim nede olsa sarılı yıllar gelene  kadar bizim analar çok yaşlnacak ve değiştirilecekler. boyadım boyadım ama tek başımayken fotoğraf çekmeye zaman ayıramıyorum malesef, genelde arılarla uğraşırken yalnız olduğumdan faaliyetlerimi destekleyen fotğraflar kayamıyorum orataya. neyse gene boya işi ne dönelim, yaşlı analardan birine ojeyi dokundurdum  bir parmağımla da sıkıştırmışım hayvancağızı ezmeyecek ve kaçamayacak şekilde, bir yandan da korkuyorum iş kazası geçirecem sakatlayacam hayvanları diye velhasıl sadede gelim yaşlı bir ana parmağımın altında boyadım işlem bitti, bıraktım ama hareket yok haydaaaa şimdi ölmesinmi diyorum hemen kafamda B - C planları canlanıyor sanıyeler içinde varyansyonlar düşünüyorum ağırlık birleştirmeden yana basıyor. ana  arı avucumda dukunuyorum yuvarlanıyor ölü gibi hareket sıfır, napim napmim derken tam bunun işi bitti  atayım  diyorDUM(aklıma bir reklam filmi geldi), çerçevenin üzerine bırakayım arılar belki suni solunum filan yapar diye bıraktım çerçecenin üzerine tabi sardı arılar etrafını, HAYAT ÖPÜCÜĞÜ  derler bu olsa gerek ana arı ayıldı ayaklarını hareket ettirdi sonra yavaşça doğruldu, hayata döndü resmen. bende korkuyu atlatmış oldum, güzelde oldu böylece arılarında bayılabildiğini öğrenmiş oldum. o ana arı  baharda yenisiyle yer değişecek inşallah kendisiyle ilgili böyle bir planlamam  var kafamda.
şimdi buda neyin nesi diyeceksiniz. birazda günü anlatalım; geceden beri sağınak şekilde yağan yağmur derenin suyunun yükselmesine yetmiş, keçilerde bir kaç günlüğüne bizin evin aşağısında dere kenarında konaklıyorlardı. yapay bir adacık vardı yattıkları erde su seviyesi alçakken karayla birlrşikti ama geceden su yükselince çobanda farkedememiş olacak mahsur kaldı hayvanlar.
ve son çare eder yardımıyla keçiler köprüye çıkartıldı, çok eziyet çekti hırpalandılar ama sorunsuz hepsi alındı .
kepçeden inen fırlıyor  sürünün yanına.

16 Şubat 2010 Salı

kış son bulmaya yüztuttu

Güzel bir orman gezintisiyle başlamak istiyorum yazıma. Hani çalışan herkesin hafta sonu özlemini çektiği güzel bir orman gezintisi.
insan böyle bir yerde yaşlanmaz gibi geliyor, belkide sadece böyle olmasını istediğindendir. ama ne mümkün zaman asla durmuyor.
Efendim gel gelelim arıcılığa, bu hafta yaşadıklarımın çoğu fotğraflarda mevcut, böyle birşey olurmu ya şaka gibi, iki gün önce kovanlardan bir kaçını kontrol ettim malüm havalar ısındı  rutin kontrollerde başladı haliyle. alet edavat genelde arılıkta duruyor, maskenin  üzerindeki mum lekeleri annem temizlesin diye eve getirmiştim çamaşır suyuna yatırmış rengi baya bi açmıştı en azından temizlenmişti de ne fayda daha bir kaç kez  anca kullandım. arılıkta duruyor tabi cumartesi yine arılığa gittim. masketi elime almamla kedi yavrusu kadar bir fare içinden fırlamazmı ödüm koptu, bide bu manzarayı görünce deli oldum, gitti güzelim maske artık iş göremez yenisini almak lazım. öldürmeye karşı olsamda genelde bazen sınırlarımın dışına çıkabiliyorum. bu manzaranın sorumlusu artık yaşamıyor, midenizi bulandırmamak için çekmedim fotoğraflarını.
işte bu da benim kara kovanım daha bir yaşında değil ama başından  baya bi olay geçti,  geçen yıl 29 nisanda oğul çıktı bir kovanımdan bu kara kovana koydum, özgürce istediği yerine yerleşti, daha önce hiç kara kovan düzenlemediğimden biraz bal sürüp içeri soktum arıları kapadım kapağını. daha sonra kestaneler tam çiçekteyken bu garibanı bizim bir akrabanın  kulubesinin üzerinde,beton zenim üzerinde, kızgın güneşin altında,  birde branda ile örtülü bıraktıkmı  tüm mumları eridi ve kovan tabanına düştü,
 balları öyle bir aktıkı dışardan gelen arılar toplamakla bitiremedi metrelerce aktı gitti. neyseki anası hayatta kalmış, sonrada kuru kuruya yaylaya yolladık yaylada geçen yıl bal olmayınca geriye zor döndü, yeniden yaşama sarıldılar hayatta olmaları bence kendi başarıları, tabi besin stoğu için iyi bir besleme programına tabi tutum.
yukarda eski mumların kökleri hala görülüyor. dökülen mumların üzerine değilde birazdaha ön tarafa doğru bir yerleşim politikası izlemişler. mevcudunu tamamen korumuş hatta kıştan güçlenerek çıkmış diyebilirim.
bu sene için marangoz olan abime yeni kara kovanlar yaptırıyorum.
körükle bir işim olmasada yakması hoşuma gidiyor. arılarım gayet uysal genelde körük kullanmaya gerek kalmıyor.

körüğü açık yakıyorum sadece izlemek için değil kapaktaki gözenekler tıkanıyor zamanla onları temizlemenin en kolay yolu yakmak sanırım pürmüzle veya bu şekilde yakarak yapışkan kıvamlı olan ziftlerin yanarak katılaşması kazınarak temizlenmesini çok kolaylaştırıyor.


şimdilik bu kadar.görüşmek üzere...

29 Ocak 2010 Cuma

O SAFLIĞIN SİMGESİDİR

Herşey zamanında güzel.

Bir sabah kalkarsınız ve bakarsınızki tabiat baştan başa değişmiş, bir genç kız edasıyla eşsiz güzellikteki gelinliğini geçirmiş sırtına.
Öyle iyi bir sırdaştırki tüm kötülükleri ve çirkinlikleri gizler, üzerini örter. saflığın ve temizliğin rengidir belkide sırf bu yüzden beyazdır.
Yeniden doğum gibidir ya baharlar, aslında kışlar olmasa baharlar da anlamsız olur. bir yerde bitmeli ki yeniden başlanabilsin.
O'nunla tek başınıza mücadele etmeniz olanaksızdır.ulaşım sıkıntılarıda olmasa...
herkeste memnun değildir bu manzaradan, ortak ilgi alanımız olan arılar mesela uyku pozisyonundalar şimdi taki güneşi görene kadar. ki bu çok uzak değil.
paris , uzun zamandır aldığım en güzel hediye. böyle karlı günlerde herkesin yayında isteye bileceği güzel bir hayvan. oryantasyon  eğitiminde:)))  kar boyunu aşmış durumda.
bozulmaz gibi dursada başlangışta  hava  ısınınca yine çıplak kalacak her taraf. Ne güzel 2009 dan kalma tüm mikroplar kırıldı gözümle görmedim tabi hep öyle söylenir.
bu da kar yağmadan önce arılığıma yukardan bakış.

3 Kasım 2009 Salı

güncel












yazacak onca çok şey varki aslında, nedense kafamda bi türlü toparlayıp dökemedim satırlara.





öncelikle büyük bir sorunum var onu anlatayım; yaklaşık10 gün önce sıradan bi kontrolde koloninin birinde yavru çürüğünden şüphelendim, ertesi gün baktımki tümünde var.





bloglardan izlediğim büyüklerime sordum. tarif ettikleri gibi tümünün yavrulu çerçevelrini silip aldın kovanlardan. yavru alanlarını kesip temizledim ve toprağa gömdüm. (ballı kısımlarını çatıya çıkarttım izole ettim arı gelemeyecek şekilde, balların çoğu sırlı alt kısımlarda polen var) tarif edilen ilaçları kullandım bunun için hem netten hemde çevredeki eski arıcılardan fikir aldım ilaçlar aynı.





gelelim operasyonun diğer ayağına yavrularını aldığım kolonilerdeki tüm çerçeveleri ilaçladım kapadım . dert bir değilki kolonilerin 4ünü fena halde yağmacılar zorladı bir birini kırdı hayvancağızlar içim sızladı am müdahalede edilemiyorki. yağma kesildi neyse 2 gün önce yine ilaçladım bu sefer çerçevelrinn üzerinden ilaç lı podra şekerini döktüm yağmur ve soğukta ara vermedi ama baktım bazılarına yeni yavrular da koku filan yok ama görüntülerinden anlayamıyorum normal mi değilmiler diye. eski çıkarttığım çerçevelrden bikaç tane fotoğraf aldım tek başıma olduğum için fotoğrafta çekemiyorum ki. şimdi hava biraz müsade etse zayıf düşenleri birleştirmeyi düşünüyorum. işim çok kafamda bissürü soru işareti. tamda sezonu kapadım demiştim stoklar tamamdı nüfüslar tamamdı aksilik işte yarın nolcamızı bilemiyoruzki.





sağlıcakla kalmanız dileğiyle.

9 Ekim 2009 Cuma
















uzun zamandır büyük bir keyifle takip ettiğim bloklar var, yazıları ve fotoğraflarıyla erçekten sürükleyici bloglar.... birgün onlardan biri olabilme ümidiyle ....





eskifotoğraflarımdan birazcını yayınlamak istiyorum.

7 Ekim 2009 Çarşamba

ilk vızıltı bu...


merhaba dünya buda ilk adımım sayılır evrensel yayına sanki tüm evren beni takip edecekmiş gibi hissediyorum şuan.


gevezeliğide çok severim ama ilk yazımı kısa tutmayı yeylerim kafa ütüleme olmasın hemen.